TATLILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TATLILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2010 Pazartesi

LİMAK AMBASSADORE OTEL'DE LEZZET WORKSHOPU

     Bir etkinlik haberi ile pastalara küçük bir ara... Gerçi etkinlikten bahsetmek için bile geç kaldım ya neyse... Geçtiğimiz pazar günü, yani 10 Ekim'de Limak Ambassadore Otel'de bir workshop düzenlendi. Etkinliğe Mutfaktaki Cadı Gabriella Olaru konuk oldu...Ankara'da bu tarz etkinlikler çok sık olmadığından  blog yazarı arkadaşlarımla sevindirik olup olaya balıklama daldık...Patisserie Chef Nezih Coşkun ve Executive Chef Ali Rıza Doğan eşliğinde 4 farklı tarif yaptık, daha doğrusu bazı katılımcılar ve şefler yaptı birçok arkadaşımla birlikte ben de  yakamda "Chef Sibel" yazılı etiketimle yapılanları seyredip sorada bi güzel tatlarına baktım...En çok Krem Brule'yi beğendim ...
     Başta etkinliğe katılmamızı sağlayan sevgili  Başak ( Başak Temel -İKON) ve Gabriella olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler... İşte  4 farklı lezzet ve 4 farklı tarif;

ILIK ÇİKOLATALI KEK:

Malzemeler;
  1. Buğday unu           80 gr.
  2. Toz şeker            100 gr.
  3. Yumurta sarısı         5 adet
  4. Yumurta                 5 adet
  5. Tereyağ               250 gr.
  6. Bitter kuvertür     250 gr.
  7. Kakao                  25 gr. (kalıplar için)
  8. Buğday unu          40 gr. (kalıplar için)
Yapılışı;

Tereyağı kısık ateşte çikolata ilave edilerek eritilir. Yumurta sarısı ve bütün yumurtalar bir mayanoz tenceresinde (çırpma kabı) toz şekerle birlikte karıştırılır. Daha sonra çikolata ve tereyağ karışımı ile karıştırılır, buğdayunu ilave edilerek çırpma teli ile tekrar karıştırılır.Sıvı ve akıcı bir kıvam elde edilir. Kalıplar önce tereyağ ile yağlanır sonra un ve kakao karışımına bulanır (ters çevirince üzeri beyaz olmasın diye kalıpları unlarken kakao ile karıştırıyorlar) Kek hamuru kalıplara dökülüp 20 dak. buzdolabında dinlendirilir. 200 C'lik fırında 8 dak. pişirilir.Dondurma, vanilya sos veya çikolata sos ile servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun...

ELMALI PAY:

Malzemeler;
  1. Buğday Unu           400 gr.
  2. Pudra Şekeri          125 gr.
  3. Margarin                250 gr.
  4. Yumurta sarısı            1 adet
  5. Tuz                            1 gr. (bir tutam desek de olur sanırım :-))
  6. Vanilya                      1 gr. ( biz evlerde şekerli vanilin kullanıyoruz, onların kullandıkları sıvı ve yoğun vanilya esansı, kısacası siz marketlerde satılan vanilyadan bir paket  kullanın)
  7. Kırmızı elma              4 adet
  8. İzmir Üzümü            40 gr.  ( kuru üzüm, ama ben elmalı pay'da üzüm sevmiyorum, sevmiyorsanız siz de koymayın...)
  9. Ceviz                       40 gr.
  10. Toz tarçın                  2 gr
  11. Toz şeker                50 gr.
  12. Karanfil                     1 adet
Şeflerin verdikleri reçetelerde ölçüler hep gr. olarak yer aldığından ben de öyle yazmak zorunda kaldım, evde denerken ölçüleri kaşık bazında çevirip bir ara karşılarına yazarım ama size tavsiyem artık heryerde uygun fiyata bulabileceğiniz bir mutfak tartısı edinmeniz... Ölçülerdeki gramaja uyduğunuz taktirde sonuç çok daha başarılı oluyor...

Tart Hamurunun Hazırlanması:

İlk 6 malzemeyi düz bir zeminde yoğurun. Hamurun özelliği sert olmasıdır. Onun için tart hamurları fazla yoğrulmaz. 1 saat buzdolabında dinlendirin.

Elmalı Pay içi:

Elmaların kabuğunu soyun. Küp şeklinde doğrayın. Bir tencerede elmaları, İzmir üzümünü toz şeker ile birlikte orta ateşte karamelize olana kadar kavurun ( şefler önce elmayı koydular elmalar suyunu verdikten sonra üzüm ve şekeri ilave ettiler). Geniş bir kaba alın, üzerine kırık cevizleri, toz tarçını ve ezilmiş karanfili ( karanfilin üzerine azıcık şeker serpip merdane ile ezin) ilave edin. Karıştırarak soğumaya bırakın.

Elmalı Pay Yapılışı:

Tart hamurunu iki eşit parçaya bölün. Düz bir zeminde merdane ile 4 mm. kalınlığında inceltin. Hamuru kalıba yerleştirin, soğumuş olan elmalı pay içini  hamuru kaplayacak şekilde içine yayın ve diğer hamuru aynı incelikte merdane ile açın ve kalıbın üzerine kapatın. Çatal yardımı ile hamurun üst kısmında delikler açın. Önceden ısıtılmış 175 C'lik fırında  25 -30 dak. pişirin. Servisten önce isteğe göre üzerine pudra şekeri eleyebilirsiniz.

Afiyet olsun...

CEVİZ TATLISI:


Malzemeler:
  1. Ceviz             250 gr. (ince çekilmiş)
  2. Margarin        125 gr.
  3. Pudra şekeri    65 gr.
  4. Toz Fındık       75 gr.
  5. Buğday Unu    75 gr.
  6. Kabartma tozu  8 gr.
  7. İrmik               15 gr.
  8. Yumurta            3 adet
  9. Toz şeker          1 kg.
  10. Su                     1 lt.
  11. Limon              1/2 adet
Yapılışı:

İlk 8 malzeme düz bir zeminde yoğrulur. Şanti torbası ile kuru kayısı büyüklüğünde fırın tepsisine sıkılır. Önceden ısıtılmış fırında 175 C'de 10-12 dak. pişirilir. Tencerede toz şeker, su ve limon karıştırılarak ocakta 20 dak. kadar kaynatılır ( limon yarım kesilmiş olarak suyun içne konuluyor, eğer suyu sıkılarak konursa hem aroması iyi geçmez hem de yerken boğazda keskin bir tat kalmasına neden olurmuş) Kaynayan şurubu ocaktan alın, biraz ılıyınca ceviz tatlılarının üzerine dökün. 20 dak. bekleyen ceviz tatlıları servise hazırdır.

Afiyet olsun...

Veeee benim favorim...
KREM BRULE:

                              

Malzemeler: 5 kişilik
  1. Mandıra Kreması       500 gr.  ( marketlerde satılan sıvı krema)
  2. Toz şeker                  125 gr.
  3. Yumurta sarısı               5 adet
  4. Esmer şeker                50 gr.
  5. Vanilya                         5 gr. ( 1 paet şekerli vanilin)
Yapılışı:

Mandıra kreması, toz şeker , yumurta sarısı ve vanilyayı derin bir kapta çırpma teli ile karıştırın. Kısık ateşte çırpma teli ile ılık oluncaya kadar karıştırın (  dikkat: kremayı kaynatmayın, şeker erisin yeter) Ocaktan alıp üzerinde oluşan köpük kabarcıklarını kevgir yardımıyla alın. Porselen kaselere ( ya da resimdeki gibi güveç kaplarına) doldurun, fırın tepsisine dizin ( tepsiyi kalıpların yarısına gelecek şekilde su ile doldurun) Önceden ısıtılmış 170 C'lik fırında 40 dak. pişirin. Pişirmiş olduğunuz Krem Bruleleri 6 saat serin ir yerde dinlendirin ( ben dinlenmeden yedim yine de güzeldi :-)) Servis etmeden önce esmer şekeri Krem Brulelerin üzerine serpiştirin ve pürmüz ile şeker eriyinceye kadar kızartın.

Afiyet olsun...


6 Aralık 2009 Pazar

EV BAKLAVASI


Yeni bir haftada merhaba...Öncelikle herkesin yoğunluktan kutlayamadığım bayramını kutluyorum. Bu bayram gerçekten oldukça yoğun geçti benim için...O yoğunluğun arasına uzun zamandır denemeyi istediğim baklavayı da sıkıştırmayı ihmal etmedim:-) Evet, hayatımda ilk kez baklava açtım, üstelik öncesinde ne açanı seyretmişliğim vardı ne de tarifini bilmişliğim... Bayramdan hemen önce Sinangilden bir paket dolusu malzeme geldi. Sinangil'den gelen deneme paketinde neler yoktu ki; ekmek unları, mantı unu, çeşit çeşit aromalı kekunları, kabartma tozu, vanilya, baklavalık un... Teşekkürler Sinangil...Hepsi bir yana önce baklavalık unu denemeye giriştim, ardından da limon aromalı kek yaptım, süper oldu, ama bayram telaşından fotoğraf çekmeyi unuttum...

Baklavam da çok güzel oldu ve bayramda bayağı beğeni topladı, ama dilimler biraz büyük olmuş:-)))Baklavalık un paketi üzerinde ayrıntılı tarifi var ama arşivde yer alması açısından ben tekrar yazıyorum...
Malzemeler:

Şerbeti:
5 su bardağı şeker
3,5 su bardağı su
yarım limon suyu
Hamuru:
4 su bardağı Sinangil Baklavalık Un
1 su bardağı süt (oda sıcaklığında)
1 paket Sinangil hamur kabartma tozu
100 gr. eritilmiş tereyağ
1 yumurta
İçi: 250 gr. dövülmüş ceviz
Ayrıca hamuru açmak için buğday nişastası ve üzerine dökmek için 150 gr. tereyağ.

Hazırlanışı:

Hamur malzemeleri ile poğaça hamuru kıvamında yumuşak bir hamur yapılır ve hamur 15-20 dakika dinlendirilir. Dinlenmiş hamur 3 eşit parçaya ayrılır.. Her parçadan 16-18 adet cevizden küçük parçalar koparılır. Koparılan parçalara ceviz şekli verilir. Şekil verilen her küçük beze merdane ile bir yemek tabağı büyüklüğünde açılır. Aralarına bolca nişasta serpilerek 16-18 parça üst üste konulur. En üsttekine nişasta serpilmez. Böylece 16'lı (veya 18'li) 3 grup elde edilir.

Yuvarlak bir fırın tepsisi yağlanır. 16'lı bir grup alınıp, merdane ile tepsinin genişliğinde açılır. Tepsiye serilip üstüne ceviz içinin yarısı serpilir. İkinci grupta açılıp üzerine serilir. Kalan cevizler de bunun üzerine serpilir. Son grup da açılıp en üste serilir.

Tepsideki yufkalar baklava dilimi şeklinde dilimlenir. Üzerine 150 gr. kızgın tereyağ gezdirilir. 200 C fırında üzeri kızarana kadar pişirilir. Fırından çıkan baklava soğumaya bırakılır. Şerbet ılık baklava soğukken şerbet tepsinin üzerine gezdirilir. 4-5 saat sonra servis yapılır.

Afiyet olsuuunn...

7 Mart 2009 Cumartesi

TAHİNLİ KABAK TATLISI

Uzun zamandır pastalar alemine dalıp tarif yayınlamayı ihmal ettim, öyle ki bir sürü resim birikmiş ama bazılarını nasıl yaptığımı bile unutmuşum:-)) Mecburen yeniden yapıp yaparken de miktarları not etmem gerekecek...
Eveett sıradaki pastalar biraz bekleye dursun araya bir iki tarif sıkıştırayım diyorum, zira bu blogu açarkenki düşüncem kızıma tariflerimi arşiv olarak hazırlamaktı...Ama şekerhamuru ve onun sınır tanımaz dünyası öyle bir içine çekti ki bir daldım pasta dünyasına çıkarabilene aşkolsun...

Aslında uzuuun uzun yazmak istiyorum ama "anne o nasıl" "anne bu nedir" "anneee testim bittiiii..."diye habire yanıma gelen sıpalar yüzünden kafayı toparlayamıyorum ki... Ha bire yeni testler verip başımdan gönderiyorum, bu sefer de çözemedikleri sorularla geliyorlar...Ya biz küçükken hep annemlere tabii yaşadık...onlar gazinoya giderdi, biz birleştirilmiş sandalyelerde uyurduk...onlar haftasonu programı yapardı, biz dertop olur peşlerinden...Ödev varmış, sınav varmış, kimse bize göre program yapmazdı...Evden hiç misafir eksik olmazdı, "ödevin varsa geç odana yap, sınavın varsa geç çalış..." Buna rağmen övünmek gibi olmasın :-P gayet de başarılı bir öğrenciydim...Günler geçti...büyüdük...biz de anne baba olduk... Hahaayyt artık ben kendi programımı yapacağım derken... bekle yaparsın...şimdi de çocuklara tabii yaşıyoruz...Yok sınavları, yok ödevleri, bi de performans görevleri...Ya biz ne zaman kendi hayatımızı yaşayacağız, bilen varsa söylesin...Sınav haftası geldi ya, yazımı bile rahat yazamıyorum hale bak, OKS annelerine dönmüşüm...Kaptırıp araya bir iki türkçe veya fen sorusu karıştırmadan tarifimi vermeye geçsem iyi olacak...

Kış boyu rahatlıkla bulup pişirebileceğiniz, vitamin ve mineral deposu, özellikle içerdiği hatırı sayılır derecede C vitamini ve betakaroten ile lezzetinin yanı sıra hastalıklara karşı koruyucu olan balkabağından iki tarif.

İlk tarif çoğumuzun bildiği kabak tatlısı. Bir çok tatlının içinde az da olsa un veya glüten içeren malzemeler bulunduğundan çölyak rahatsızlığı olanlar için bu tatlı biçilmiş kaftan... Çölyak bir ince barsak alerjisidir. Bu alerji; buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi tahılların içinde bulunan glüten ismi verilen proteine karşı ince bağırsağın ömür boyu sürecek bir hassasiyet göstermesi olarak tanımlanır.Kabak tatlısını pişirirken bazı noktalara dikkat etmek lezzetini artıracaktır. Çoğunlukla göz kararı ölçülerle hazırlanan bu tatlı için iki farklı ölçü vereceğim;
1,5 kg balkabağı
250 gr. toz şeker

veya daha az pişirmek isteyenler için

800 gr. balkabağı
8 yemek kaşığı tozşeker.
Üzeri için tahin ve ceviz.

Balkabağının kabuğu soyularak en fazla 2 parmak kalınlığında dilimlenir ( artık bir çok markette hazır soyulmuş ve dilimlenmiş olarak da satılmakta). Çelik bir tencerenin dibine en kalın olanlardan 1 sıra kabak döşenir, üzerine kabakların üzerini tamamen örtecek şekilde şeker serpilir sonra bir kat daha kabak dizilir ve bu işlem kabaklar bitene kadar tekrarlanır. Tencerenin kapağı kapalı olarak kısık ateşte 1 saat kadar pişirilir. Arada suyu kontrol edilir (su ilave etmeden pişirilir, suyu azalırken hala pişmemişse biraz daha şeker ilave edilebilir) Kabaklar fazla su salmışsa son 10 dak. kapak açık olarak pişirilir. Pişen kabaklar soğuyana kadar tencerede bırakılır. Servisten önce üzerine tahin ve dövülmüş ceviz serpilir. Özellikle kavrulmuş tahin kabağın tadına çok yakışır ve eşsiz bir lezzet katar.

Alternatif tarifimiz ise pasta sevenler için; özellikle kabak tatlısı pişirirken fazla pişip kabakların dağılması durumunda bu tarife geçiş yapılabilir.
Bunun için önce kabakları kabak tatlısı yapacak şekilde pişiriyoruz. Daha sonra pişen kabakları bir çatal yardımıyla ezerek içine bir bardak süt ile çırparak hazırlanmış krem şanti, 1 paket ufalanmış pötibör bisküviyi ilave ediyoruz. Karışımı borcama yayarak buzdolabında bir saat kadar bekletiyoruz. Üzerini süsleyerek servis ediyoruz.
Afiyet olsun...

3 Ocak 2009 Cumartesi

KARDANADAM AİLESİ YILBAŞI PASTASI

Bugün Ankara yine karlar altında. Bütün gece yağan kar ile sabah heryer bembeyazdı...Şeytan bırak sınavlarını falan, sal çocukları bahçeye, yılbaşı pastasının üstündeki kardanadamları bahçeye yapsınlar dedi...Şeytana uydum mu peki?...Uydum, ama azıcık çalıştıktan sonra:-)))Daha önce de yazmıştım, karın tuhaf bir enerjisi var diye...Bundan mıdır bilinmez daha bi duygusal oluyorum kar yağdığında...Dün akşamdan beri ara ara ekmek parçalarını ufalayıp balkonumdan serpiştiriyorum, birazı balkona birazı bahçeye...Kısa süre sonra hiç kırıntı kalmıyor. Siz de yapın bunu, kar altından yiyecek bulmaya çalışan kuşlar kısa sürede balkonunuzu tertemiz, kırıntısız bırakıyor, merak etmeyin...
Bir ara kızım "annnee çabuk geeell ama yavaaş" diye bağırdı. Çabuk ama yavaş...Ne olduğunu anlamak için gittiğimde ben diyim 10 siz diyin 20 serçeyi kızımın penceresindeki demirlere konmuş buldum (yavaş gürütü yapma anlamındaymış:))) Çok güzel bir görüntüydü ama akıl edip de fotoğraflarını çekmemişim :-(
Fotoğraf çekme konusunu bir türlü bir düzene sokamadım, görüldüğü üzere yılbaşı pastamızın da doğru dürüst bir fotoğrafını çekememişim...Ya ışık uygun değil, ya arka fon...Hep aceleden bunlar...Aslında sizlerle paylaşacaklarım arasında pastayla birlikte bir de "kurabiye ev" vardı. Çatısında bonibonlar, royal icingle yapılmış süslemeleri olan bir ev.Hansel ve Gratel masalındaki gibi...Ne yazık ki fotoğraflanana kadar başına ufak bir kaza geldi ve buuumm. Ev dağıldı tarifi kaldı yadigar...Biz parçaları yedik, valla tadı güzeldi:-))))
Eveeet artık gelelim yılbaşı pastamıza...Bu pastayı yaparken müthiş keyif aldım. Bu sene dışarı çıkıp kardan adam yapamamıştım henüz ama şeker hamurundan kardan adamları yaparken de en az o kadar eğlendim.
Pastayı kızım sipariş verdi...Ya noel babalı ya da kardan adamlı olacakmış...Her yer noel babalarla doluyken ben biraz daha bize özgü olan, çocukluğumdan kopup gelen anılarla kardan adam ailesi yapmayı tercih ettim. Aslında iki çocuklu bir aile olacaktı, aynı bizim gibi, ama başka hazırlıklara da vakit kalsın diye 3 kişilik bir aileyle yetindim. Ailecek şeker hamuru kaplı pastadan ziyade ganaj kaplı pastaları tercih ediyoruz. Bu yüzden pastayı ganjla kaplayıp kremadan karlar yapmayı tercih ettim.Bir yıl daha yerini yenisine bırakırken bu aralar çok beğendiğim bir sözü hatırlatmak istiyorum; ne dilediğine dikkat et, gerçek olabilir.
Not: Edacığım özgür şef başlıklı yazının son satırını okudum:-)) Azcık daha sabret yakında kurs haberi gelecek;-)

16 Aralık 2008 Salı

BAYRAMLIK KURABİYELER

Uzunca bir aradan sonra tekrar merhaba...Bayram öncesi katıldığım bir eğitim, ardından da bayram için ani bir kararla Antalya ziyareti nedeniyle (bayram mesajı yayınlayamadığımdan da anlaşılacağı üzere)blogumu güncelleme fırsatı bulamadım. Bu yüzden öncelikle herkesin geçmiş bayramını kutlamak istiyorum. Bayram mesajı gönderen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.



Dediğim gibi bayramı Antalya'da geçirdik. Gerçekten güzel bir tatil oldu. Antalya'daki kuzenlerimizle, arkadaşlarımızla birlikte gezdik, tozduk, yedik, içtik eğlendik:-))))Bu gidişle Ankara'yı terk-i diyar edip Antalya'ya yerleşeceğiz valla. Sıcak hava, deniz, güneş Ankara'nın soğuk havası ve yoruculuğu üzerine nasıl iyi geldi anlatamam (anaa bi anda sattım memleketimi valla:))


Lafı uzatmayalım, bu kurabiyeleri bayram dolayısıyla Antalya'daki kuzenimize bayram şekeri olarak hazırlandım:-))




Çiçekler, kelebekler, kalpler, yıldızlar bayramda gelen misafirlere bayram şekeri olarak arz-ı endam ettiler ve gelen misafirlerden tam not aldılar...



Son gece hazırladığım kurabiyeleri nasıl yapacağım konusunda kararsızlık yaşayınca kurabiyeler de çeşit çeşit oldular:-))))


Sevgili ortim Hülya'nın öğretmenler günü etkinliği için başka bir tarif yayımlamayı planlamıştım aslında, ama blogumu günceleme fırsatı bulamayınca geciktim. E bayram kurabiyelerini de daha geç yayımlayamazdım...



Uzun lafın kısası Hülyacım bu kurabiyeler senin etkinliğin için, umarım gecikmeyi affeder kabul edersin:-)))))


Her gününüz şeker kaplı kurabiyeler gibi tatlı geçsin...

3 Ekim 2008 Cuma

BAYRAM ÇİKOLATALARIM


Bir bayram daha bitti akıp giden zamanda,
Hayat defterinden kopan bir kaç sayfa daha...
Eskiden, şekerler hazırlanırdı kapıya gelen çocuklara,
Baklavalar, börekler hep evde yapılma.
Günlük elbiseler olmaz, ille de bayramlık giyilecek,
Sonra başlardı evler arası köşe kapmaca.
Önce küçükler büyüklere gidecek,
Ellerinde ya bir kutu çikolata, ya da bir demet çiçek,
Kurulacak bayram sofrası, hep birlikte yenecek.
Ellerini kremlemiş, kolonya sürünmüş babaannem,
Ne de olsa her gelen onun elini öpecek.
Ne başucumda bekleyen rugan bayram ayakkabısı,
Ne bayram harçlıkları renk renk mendil arası,
Yok artık macun şeker, koshelva
Kalmadı bayramların o sihirli havası.
Sibel Erzincan

Nasıl başlasam yazmaya derken baktım çoktan başlamışım yazmaya... Bayramı Ankara'da geçirmek mi, kaybettiklerimi özlemek mi yazdırdı bu satırları bilinmez ama bildiğim bir şey varsa o da ne yazık ki bayramların artık sadece tatil anlamına geldiği.

Bu bayram beyaz ve sütlü kuvertür çikolata kullanarak çikolatalarımı kendim hazırlamak istedim. Çocuklar için tavşan şeklinde çikolatalar hazırladım, istedim ki bayram sabahı kahvaltıdan sonra ilk çikolatalarını ben vereyim. Sanki sadece bayramda çikolata, şeker yiyorlaşmışcasına iştahla ve heyecanla saldırdılar çikolatalara.
Sonra heyecanla kuzenleriyle birlikte komşu kapıları çalmaya gittiler, bayramlaşıp şeker toplamaya. Ama bizim çocukluğumuzdaki gibi olmadı...Kapıyı açmayanlar, açıp "ben seni tanımıyorum" deyip kapatanlar, çocukların şeker toplama yarışına bile kuşkuyla yaklaşanlar...



Bayram tatili uzun olunca Ankara bayağı boşalmıştı. (Ah keşke trafik hep böyle rahat olsa)
Hal böyle olunca fazla gelen giden de olmadı. Çikolataların çoğu da çocuklara kaldı...

Tahmin edildiği üzere "tamam istediğiniz kadar yiyebilirisiniz" dediğimin dakikasında tüm çikolataların dibine darı ekilmişti:))))))



Herkesin bayramını bir kez daha kutluyorum, bir çikolata almaz mısınız?..

21 Nisan 2008 Pazartesi

NAZAR ÇİKOLATA TOPLARI (Truffle)

Uzun bir aradan sonra nihayet yeniden burdayım. Yazacak öyle çok şey birikti ki, nerden başlasam bilmiyorum... Malumunuz blogcuların yaşadığı şanssızlıklar, aksilikler, hastalıklar öyle üst üste gelmişti ki, bizler de (Ben, Hülya ve Bilun) bir nazar etkinliği düzenlemeye karar vermiştik. Nazardan çok bahsetmek daha mı çok nazara getirdi bilinmez ama etkinliğin hazırlık dönemince de aksilikler peşimizi bırakmadı...Üçümüz de (ve bir çok blogcu arkadaş daha) ard arda hastalandık, bizim hastalıklarımız bitti, yakınlarımız hastalandı... İşler beklenmedik şekilde yoğunlaştı... Hadi arada etkinlik için bişeyler hazırlayayım dedim...Ara ki mavi boya bulasın...Etkinliğin bitimine 4 gün kala mavi gıda boyama kavuştum. Satıcı boyaya gösterdiğim bu anlamsız tezahürata ve sevince bir anlam veremedi tabii...
Kendi düzenlediğimiz etkinliğe hazırlanmak için son üç günde parça parça vakit bulabilmek doğal olarak bünyeye biraz asabiyet yaptı ... Neredeyse tüm hafta sonu adlandırılamayan (ben adını koymuştum çoktan ama evdekilerin haberi yok)bir sinirlilik durumu yaşadım. Cumadan çikolata topları için pandispanyamı yaptım, robottan geçirip ufaladım ve buzdolabına kaldırdım.

Cumartesi günü biraz sakinleşmeme yardımcı olan çok keyifli bir öğlen yemeği yedim... Üye olduğum http://www.ikizanneleriyiz.biz/ grubunun Ankaralı ikiz anneleri 4. bluşmasına katıldım. Kimiyle yeni tanıştığım, kimiyle önceki buluşmadan tanışık olduğum birbirinden tatlı, sıcak, hoşsohbet hanımlarla yenen bu güzel yemeğin ardından eve geldim ve çikolata toplarının çikolata kaplamalarını hazırlamaya başladım...

100 ml sıvı kremayı ısıtıp, ocaktan aldıktan sonra içine küçük parçalara ayırdığım 80 gr. sütlü çikolatayı ilave edip eriyene kadar karıştırdım (çikolata miktarını biraz daha fazla veya kremayı daha az koysam sanırım daha çabuk sertleşecekti) Karışımı önceden robotta ufaladığım kek parçalarıyla karıştırıp sertleşmesi için dolaba kaldırdım...Beklerken duramadım, şeker hamurundan boncuklar yapıp kendi çapımda eğlendim (mavi boyayı satan adam bi de bu hallerimi görseydi...)


Çouklara minik pastacıklar yapmak için ayırdığım ufak kek parçalarıyla yaptığım pastacıkları bu boncuklarla süsleyip çocukları da eğlendirdim.


Sabırsızlığıma yenik düşerek aynı ölçülerle, bu sefer beyaz çikolata ile hazırladığım çikolatayı üçe bölüp sarı ve mavi renk gıda boyasıyla renklendirdim ve yeterince donmalarını beklemeden boncukları yaptım (sabretmeyen derviş daha düzgün boncuklarla muradına erememiiş..)
Nihayetinde son gün çikolata toplarım hazırdı...Başına nahoş bir kaza gelen cep telefonumun ardından nihayet aldığım yeni fotoğraf makinemle resimlerini çektim ama bilgisayara aktarıp yazımı hazırlamaya fırsat bulamadım...
Etkinlik günü geldi çattı ama benim yazı hala hazır değil...Akşam olmuş ben ha babam resim hazırlamaya çalışıyorum ki, etkinlik için gelen tarifleri hazırlayıp yayımlayalım...Tam resimleri ayarladım kaydetmek üzereydim ki, canım ülkemin güzel başkentinde elektrikler kesildi, benim emeklerim de aynen çöpe gitti. Yaklaşık 2 saatlik mini! bir kesintinin ardından gecenin bir vakti yazımı yazmayı başarabildim...
Bu işten en karlı çıkanlar da, 3 günde fasılalı olarak hazırlanan çikolata toplarını 3 dakikada mideye indiren çocuklar oldu...

Dilerim bu etkinlikle birlikte tüm aksilikler son bulur, kem gözler bizlerden uzak olur.
Son olarak da etkinliğimize katılan, destek veren ve takip eden tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.
Not: Geçiktiği için katılamayan arkadaşlarımız için tarif gönderme süresini hafta sonuna kadar uzattık.

14 Mart 2008 Cuma

PDÇS 17 ve İRMİK HELVASI


Bugün Ankara bembeyaz bir güne uyandı.. Kışın bile yağmadığı kadar güzel bir şekilde lapa lapa kar yağıyor. Muhtemelen çok uzun sürmeyecek ve yağmura çevirecek ama şu an süzüle süzüle düşen kar tanelerinin görüntüsü o kadar güzel ki... Kar yağarken resim çekince kartopu yağıyor gibi göründüğünden resim çekmedim :-))) Bu yüzden Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği 17 'nin evsahibesi sevgili Ayşegül’ün daveti için yayımladığım irmik helvası resmiyle idare edeceksiniz, güzel bir doğa resmi değil ama lezzetli bir resim :-)))

Bu tarifi eski bloğumda geleneksel tatlılar etkinliği için hazırlamıştım. Salı günü annemi kaybedeli tam iki sene oldu ve tarifi yeni bloguma o zaman aktaracaktım, ama olmadı...

Sevgili Ayşegül’ün davetine katılmak için iki gün kalmış olduğundan ben de bu tarifle katılmayı uygun buldum.

Duyguların sürekli gel-git yaptığı bu yazıyı daha fazla uzatmıyorum ve Ayşegül’e daveti için tekrar teşekkür ederek tarife geçiyorum...


Malzemeler;

  • 1/2 kg İrmik ( Katmer marka tavsiye edilir)

  • 1 kg süt

  • 250 gr margarin +50 gr tereyağ (isterseniz tamamı da tereyağ olabilir, ben öyle yaptım)

  • 600 gr toz şeker

  • Dolmalık fıstık


Yağı eritin ve 1-2 dak. kaynatın, fıstığı ilave edip 5 dak. kadar kavurun sonra irmiği ilave edin, yaklaşık yarım saat 45 dak. kavurun. Ayrı bir tencerede sütü şeker ile karıştırın, sıcak sütü kavrulmuş olan sıcak irmiğin üzerine boşaltın, suyunu çekene kadar kavurmaya devam edin. Dilerseniz servis yaparken üzerine çikolata sos dökebilirsiniz. Afiyet olsuuunn.

29 Şubat 2008 Cuma

AYIN ŞEFİ VE KREMALI ARMUT TATLISI (ARBİTA)





İşşşte bir ayın şefi etkinliğinde daha birlikteyiizz…Çikolata, armut ve kırmızı biberrr…(ayy kendimi televizyonda program sunucusu gibi hissettim:-))…Uzun süredir bu üçlüyü ne şekilde bir araya getirebilirim diye düşünüyordum, kafamda da şekillenmeye başlamıştı ki kızım farklı ilavelerle kafamı karıştırdı…Ben de hepsini denemeye karar verdim, temel olarak tek tarif üç sunum gibi oldu…Ahh bi de doğru dürüst bir makinem olsa da güzel fotolar çekebilseydim :-(

Tarifimiz bir çeşit armut tatlısı…ARMUT, KIRMIZI BİBER,ÇİKOLATA: ARBİTA


Malzemeler:

  • 4 armut

  • 1 su bardağı şeker

  • 2 su bardağı su

  • 2 yaprak milföy hamuru ( bu 4 adet için tamamı milföylü yapılacaksa 4-5 yaprak)

Kreması için;


  • 1 paket vanilya

  • 2 su bardağı süt

  • 2,5 yemek kaşığı mısır nişastası

  • 25 gr. margarin

Çikolata sosu;

  • 100 ml sıvı krema

  • 80 gr. bitter çikolata

  • ½ çay kaşığı toz kırmızı biber

    1. seçenek kızımın isteğiydi… armutların kabukları soyulup küp küp doğranır, su ve şeker karıştırılarak armutlar haşlanır, süzülüp bir kaba alınarak ılımaya bırakılır…
    Kremanın tüm malzemesi karıştırılarak muhallebi gibi pişirilir, kaynamaya başlayıp koyulaşınca ocaktan alınır ve mikserle 1 dakika çırpılır.
    Mini kek kalıpları yağlanarak milföy hamurları yerleştirilir, puf puf kabarmasınlar dile çatalla delikler açılır. 175 ◦C’de hafif pembeleşene kadar pişirilir. Pişen hamurlar kalıplardan çıkarılıp soğumaya bırakılır.

Krema armut parçaları ile karıştırılır. Karışım milföyden kalıplara doldurulur.
Çikolata sos için krema ısıtılır (kaynatmadan sadece ısıtılacak) ocaktan alınıp içine parçalanmış bitter çikolata ve kırmızı biber ilave edilir hızlı hızlı çikolata eriyene kadar karıştırılır. Ilındıktan sonra kremanın üzerine çikolata sos dökülür.


2. seçenek için armutların kabukları soyulur ikiye kesilerek çekirdekleri çıkarılır ve hafifçe içi oyulur, şekerli suda haşlanır. Krema hazırlanarak haşlanan armutların içine koyulur ve üzeri çikolata sos ile süslenir.

3. ve son seçeneğimizde ise armutlar soyulduktan sonra alt kısmından oyularak çekirdekleri çıkarılır ve dolma yapar gibi içi biraz daha oyulur, şekerli suda haşlanır. Hazırlanan krema armutların içine doldurularak armutlar tabağa yerleştirilir ve üzeri çikolata sos ile süslenir.

Armut şekerli suda haşlanarak tatlandırıldığı için kreması şekersiz, kaymak tadında oluyor ve biberli çikolata sosun bu tatlıya bu kadar yakışacağını ben bile tahmin etmemiştim, süper oldu, süpeerr. Ev halkı çok beğendi, gerçi oğlum bitter çikolatayı sevmediğinden biraz mızırdandı ama kızım kahvaltı da bile yedi:-)

Hadi bakalım yorumlarınızı bekliyorum, beğendiniz mi, en çok hangisini beğendiniz…e beğendiyseniz niye oy vermiyorsunuz… e hadi amaaa etkinlik logosuna tıklayıp oylama sayfasına…ya da önce tarifi deneyip afiyetle yemeyi mi tercih edersiniz??? Afiyet olsuuunnn…

13 Şubat 2008 Çarşamba

BALLI KEK


Okulların açılmasına sadece 1 gün kaldı:-(( Oysa bir öğrenci gibi dört gözle beklemiştim yarıyıl tatilini. Neler neler yapacaktım, çocuklarla birlikte ne planlar yapmıştık. Koskocaman iki hafta nasıl da çabucak bitti ve biz ne yazık ki yapmayı hayal ettiğimiz bir çok şeyi yapmaya fırsat bulamadık. Şimdi yine bir koşturmaca, ödevler, sınavlar, projeler, kurslar… Tanrııımm..Kabus yeniden başlıyooorrr:-((

Fırsat bulup yapamadıklarımdan biri de
tarifdünyası’nın Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği 12 için yaptığı nazik davete katılamamaktı. Kendisinden özür diliyor ve bu karamsar hava içinde lafı daha fazla uzatmadan ev sahipliğini hünerlieller’in yaptığı P.D.Ç.S 13 için hazırladığım ballı kek’in tarifine geçiyorum.

Bu tarifi kabartma tozu paketinin arkasında görmüştüm (hani şu tarif defterleri arasında kurutulan ama bir türlü fırsat bulup denenemeyen tariflerden) ve hoş bir lezzet olacağını düşünerek denedim…Tarif beni yanıltmadı, özellikle cevizli kek sevenler için denemeye değer bir tarif;

Malzemeler;
½ su bardağı toz şeker
½ su bardağı bal
4 yemek kaşığı su
80 gr. beyaz çikolata
1 su bardağı dövülmüş ceviz
2 yumurta
2 su bardağı un (elenmiş)
1 çay kaşığı tarçın
1 paket kabartma tozu

Şeker, bal ve suyu eriyene kadar karıştırarak pişirin. Ocaktan alıp ufalanmış beyaz çikolatayı ve cevizi ekleyin. Çikolata eriyinceye kadar karıştırıp soğumaya bırakın. Yumurtaları iki dakika kadar çırpıp, ballı karışım, elenmiş un, tarçın ve kabartma tozunu ekleyerek 1 dakika daha çırpın. 180 ◦C ısıtılmış fırında 25-30 dakika pişirin. Afiyet olsuuuuun.