YEMEKLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YEMEKLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2015 Pazartesi

ÜNLÜ BLOGGERLAR MAKARNA ATÖLYESİ

     Geçtiğimiz haftasonu çok eğlenceli bir etkinliğe katıldım. Bilkent Station'da Şef Ali Açıkgül önderliğinde Chef Akademi'nin düzenlediği, Max FM Dj'i Türkiye'yi Uyandıran Adam Özgür Aksuna'nın müzikleri ve moderatörlüğünde Ünlü Blogger'larla Makarna Etkinliği...  Etkinliğe davetli bloggerlar ile birlikte deneyimli şeflerimiz eşliğinde, makarna yapmanın inceliklerini öğrenerek kendi yaptığımız makarnaları açtık. 
     Özgür Aksuna'nın sorularına doğru cevap veren izleyicilerden de aramıza katılanlarla uzuuun uzun makarnalar kestik, renkli tortelliniler yaptık...
     Çok eğlendik çok güldük ama ciddi çalışmayı da ihmal etmedik :-)))

     Hazırladığımız makarnaları farklı şekillerde sunduk...
     Veeee mutlu son; hazırladığımız makarnaları tatma zamanı...Doğrusu taze makarnanın lezzeti tecrübeli şeflerimizin sosları ile birleştiğinde muhteşem lezzetler çıktı ortaya...

     Keyifle geçen etkinliğin ardından  objektiflere bu güzel kareler yansıdı...
      Bu güzel etkinlik için öncelikle sevgili arkadaşım Ayşegül Aygün (ankara etkinlik) başta olmak üzere, Chefakademi'ye, şef Ali Açıkgül'e ve Bilkent Satation'a  teşekkür ederim...

8 Nisan 2015 Çarşamba

ENPLUS MEKSİKA YEMEKLERİ WORKSHOPU

     Geçtiğimiz günlerde bir kaç blogger arkadaşım ile birlikte sevgili Güloanne'nin daveti ile yaşamı değerlendirin mottosu ile mutfak aletleri alanında şıklığı ve zarafetiyle adından söz ettiren ENPLUS'ta Meksika Mutfağı atölyesinde şef Baron MESHKİN ile birlikte Meksika yemekleri hazırladık...
     Mağaza-mutfak konsepti ile hem muhteşem yemekleri hazırlamanın püf noktalarını öğrendik hem de kaliteli ve şık ekipmanları yakından inceleme fırsatı bulduk...

Baron Meshkin'in eğlenceli kişiliği sayesinde daha da keyifli hale gelen kursta önce değişik baharatlarla tatlandırılmış leziz bir tarhana çorbası hazırladık...Ardından bir çok baharatla terbiye edilmiş etleri  ile refried Bean, avakodo sos, sour cream ve salsa picante sos eşliğinde lezzet patlaması yaratan Fajita, parmakları ısırtan Cheese Quesadilla ve nefis Panna Cotta ları hem hazırladık hem de afiyetle yedik...
     Sizler de bu eşsiz deneyimlerden faydalanmak istiyorsanız Eyül ayında yeniden başlayacak olan ENPLUS Gurme Workshop programlarına katılabilirsiniz.
     Bizleri en güzel şekilde ağırlayan mekan sahibi Yaşasın Kızıldemir Bey'e, Şefimiz Baron Meshkin'e ve bu keyifli organizasyonu düzenleyen Gülten Özdemir Kurtoğlu'na sonsuz teşekkürler...

Enplus Çankaya

Turan Güneş Bulvarı No:100 
Çankaya/Ankara 
Tel: 0312 491 77 76
E-mail: ankara@enplus.com.tr
     

24 Eylül 2008 Çarşamba

ÇİLLİ KIZ, ŞİPŞAK TARİFLER VE SOBE


Tam üç haftadır hiç bir şey yazamamışım. Hal böyle olunca herşeyi tek başlık altında toplamam gerekti:-))) Öncelikle neden bu kadar zamandır sizlerden ayrı kaldığıma değinmek istiyorum ve sizleri de ziyaret edemediğim için özür diliyorum.

Malum okullar açıldı...Benim gibi, iki çocuğu da okuyan anneler ne demek istediğimi gayet iyi anladılar, evet henüz proje ödevleri, performans görevleri, sınavlar falan tam gaz başlamadı. Ama okulların açılması bile başlı başına bir olay. Öyle okul alışverişindan falan bahsetmeyeceğim, benim derdim defter-kitap kaplamak. Üşenmedim saydım birinin defter-kitabı 26 tane, e bunlardan bende iki tane olduğuna göre etti mi sana 52 defter-kitap. O defterler kitaplar sadece naylon kapla kaplansa iyi, hiç yoksa en az yarısı istenen desen ve renkte kap kağıdıyla kaplanacak sonra üzeri naylonla kaplanacak. Etti mi sana 70 civarı kaplama...Hazır tak geçir kapları kullanma şansım da yok, zira artık defterler de kitaplar da boyut olarak hazır kaplara uymuyor. Sağolsun sevgili eşim tam üç tane kitabın naylonunu kapladı, taaam üç tanee. İstedikleri anda beceriksize yatıp işten kaytarma becerisi sanırım erkeklere genlerinden geçiyor. Ya da kadınların genelinde bir "evin Kezbanı" durumu söz konusu, zira bu konuda hangi kadınla konuştuysam aynı dertten muzdarip:-)

Üç haftalık yokluğun faturasını elbette defter-kitap kaplamaya yüklemeyeceğim. Basit bir şikayetle gittiğim doktor sonrası doktorumun bazı şüpheleri üzerine tahliller, tetkikler derken kabus dolu bir üç hafta geçirdim. Çıkan her sonuç bir sonrakine zemin hazırladı, kendimi en kötüsüne hazırlamaya çalışıyordum. Öyle bir şey ki, sonucu almadığınız için yakınlarınızla bunu paylaşıp onları da üzmek istemiyorsunuz ama bir taraftan da ya sonuç kötü çıkarsa diye geceniz gününüze karışıyor. Ayrıntılarla can sıkmayacağım. Sonuçta korkmam gereken bir durum olmadığını, doktorun şüphelerinin yersiz olduğunu öğrendim ve yüzüm gülmeye başladı:-)))Ama malesef doktorlarla işim bitmedi, zira bu tetkikler sırasında tesadüfen kolestrolümün ve karaciğer enzimleriyle ilgili değerlerin yüksek olduğunu öğrendim. Şimdi bunun sebebi araştırılıyor. Ama bu durumun endişelenecek bir şey olduğunu sanmıyorum.

Oooo ne çok dert yanmışım, sevmiyorum aslında olumsuz şeyler yazmayı. Bu yüzden de iyi haber alana kadar yazmak istemedim ve her ne kadar olumsuzluklardan bahsediyor gibi görünsem de aslında aldığım iyi sonucun mutluluğunu paylaşıyorum sizlerle...


Bu arada Pınarcığım beni sobelemiş, teşekkürler ederekten cevaplarıma geçeyim ki sıra tarife de gelsin:-))

1.İsminiz?
Sibel

2.Nerelisiniz?
Ankara
3.Yaşadığınız yer?
Ankara

4.Mesleğiniz?
Peyzaj Mimarı

5.Hobileriniz?
Pasta yapmaktan büyük keyif alıyorum ama yeterli zaman olması kaydıyla, sevdiğim bir iş bile olsa koştur koştur yapmaktan keyif almam. Bloguma ve yemek köşeme yazı yazmak, blogları takip etmek, yeni tarifler bulup denemek, pasta yapımıyla ilgili blogların arasında kaybolmak blogumu oluşturduktan sonra diğerlerinin önüne geçen hobilerim:-)) Kitap okumak, bu aralar fazla zaman ayıramasam da puzzle yapmak en keyif aldığım hobilerim.

6.Evli misiniz?
Evet .(Niye birden kendimi yarışma programında gibi hissettim ki acaba?)

7.Kaç çocuğunuz var?
10 yaşında ikizlerim var.

8.En sevdiğiniz yemek?
Hmmm. Blog dünyasına dalış yaptıktan sonra sevdiğim yemekler arasına o kadar fazla eklenen oldu ki ve bunların hepsi bana pıt pıt et, löp löp yağ ve kolestrol olarak dönüş yapıyor malesef :-( Ama çocukluğumdan beri patates kızartması ve zeytinyağlı barbunyayı çok severim, bir de mısırın her çeşidini.

9.En sevdiğiniz tatlı?
Cheesecake (hatta bu satırları yazmadan önce bile bir dilim limonlu cheesecake i mideye indirdim:-))). Altın kızlar dizisi vardı eskiden, aynı evi paylaşan ortayaş üstü 3 hatun ve fırlama bir anne... Gerçekten güzel ve eğlenceli bir diziydi. Gecenin bir vakti canları çeker, çıkar cheesecake veya dondurma alırlar öyle bir yerlerdi ki, senin de çıkıp alıp yiyesin gelirdi ama nerdeeeee...dizinin yayınlandığı dönemde öyle Algidalar, Pandalar, kutu kutu dondurmalar bile yoktu ki gecenin bi vakti çıkıp cheesecake bulasınız. O zamanın etkisi midir bilmem, hamileliğimde de cheesecake e aşermiştim, ama 10 sene önce bile her yerde cheesecake bulunmuyordu. Bulana kadar 3-5 yere sorduğumuzu hatırlıyorum.(tamam tamam kestim, bi tatlı sordunuz hayat hikayemi anlatıyorum, uzun süre yazmayınca böyle yan etkileri oluyo işte:-)))

10.Sevdiğiniz müzik türü?
Bu konuda çok fazla müşkülpesent değilim. O anki ruh halime,yorgunluk durumuma ve ortama göre her türlü müziği dinlerim. Araba kullanırken (yalnız başıma) özellikle sözlerine eşlik edebileceğim şarkıları avaz avaz söylemeye bayılırım. Bir tek arabeskle yıldızım barışmadı, mutlu bile olsan seni depresif hale getirecek bir müziği dinlemenin hiç bir getirisi yok bana göre...

11.Nerelere gitmek istersiniz?
Bu soru her sorulduğunda ilk tercihim hep İtalya olmuştur.
Ben de oyunu bozmuyorum ve Sevda'yı sobeliyorum.


Gelelim şipşak tarifler etkinliğinde Eda için hazırladığım Çilli Kız tarifine. Bu tarif aslında Çilli restoranlarında yapılan çilli kızın bir versiyonu. Kızım Çilli'de yediği tavuğu beğenince evde de benzer şeyler hazırlamak istedim ve doğal olarak adı da çilli kız oldu.


Yapılışı oldukça pratik;

Malzemeler (4 kişilik);

2 adet tavuk göğsü

1 yumurta

2 su bardağı galeta unu

3 yemek kaşığı susam

Tuz

Karabiber

Kızartmalık yağ


Tavuk göğsu şeritler halinde kesin, galeta ununu susamı, tuzu ve karabiberi harmanlayın. Yumurtayı çırpın, şerit halinde kesilmiş tavuk parçalarını önce yumurtaya sonra galeta ununa bulayıp kızgın yağda kızartın. Çilli kızınız hazır. Afiyet olsuuun.


Son olarak da hepinizin bayramı şeker tadında, keyfiniz yerinde olsun, İYİ BAYRAMLAR.

30 Temmuz 2008 Çarşamba

ÇİN TAVUĞU VE MISIRLI PİLAV


Uzun zamandır pasta, kurabiye işlerine kaptırmış gidiyorum. Hava sıcak da olunca yemek tarifleri hepten ihmal edilir duruma geldi. Ben de eski blogumda Dünya mutfağı etkinliğine gönderdiğim bir tarifin buradaki yerini alması gerektiğine karar verdim.
Bu tarif uzun zamandır yaptığım ve zevkle yediğimiz bir tarif.

Çin tavuğunu çeşit çeşit yapanlar var. Ben bu tarifi 10 sene kadar önce bir aşçıdan almıştım. Tarife gelince;
Malzemeler:
1 kg ince tavuk göğsü
2 yemek kaşığı mısır nişastası
3 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı köri
4 yemek kaşığı soya sos
1 adet kabak
1 adet havuç
1 yemek kaşığı susam
1 yumurta akı
tuz, karabiber

Hazırlanışı; Tavuk göğsü ince şeritler halinde doğranır. Nişasta, yağ, soya sos, yumurta akı, köri, tuz ve karabiber karıştırılır, bulamaç haline getirilir. Doğranan tavuk göğsü bu karışımın içine konulur karıştırılır ve dinlendirilir. Daha sonra tavuklar kavrulur, tavukların rengi beyazlayınca 1 kaşık susam katılır, kavurmaya devam edilir.

Kabak ve havuç ince uzun rendelenir, tavukların pişmesine yakın ilave edilir ve 5-10 dakika daha kavurulur.
Mısırlı pilav için uzun uzun nasıl pilav yapıldığını anlatmayacağım, merak etmeyin:-))))
Ben pirinci kavurarak yaparım pilavı, konserve mısırı da pirinci kavurup suyunu koyduktan sonra ilave ediyorum. Özellikle çocuklar bu pilava bayılıyor.
Afiyet olsuuuuuun.

14 Nisan 2008 Pazartesi

HAMSİ TAVA

Nihayet daha iyiyim (bir türlü "tamam, iyileştim " diyemediğimin farkındayım, ama dinlenmeyince tamamen iyileşilmiyor işte...) Bu süre içinde dostlarımı çok ihmal ettiğimin farkındayım, ama söz... işlerimdeki yoğunluk da azalır azalmaz en kısa sürede ihmal ettiğim ziyaretlerimi gerçekleştireceğim. Beni anlayışla karşıladığınızı umuyorum ve yorumlarıyla beni yalnız bırakmayan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum (öyle bir cümle kurmuşum ki, sanki ardından "ikinci şarkımıza geçmeden önce... "diye bir cümle gelecek :-)) Hastalanmak insanı daha bi duygusallaştırıyor, hatta her duyguyu birbiri ardına yaşatıyor...Her yeni gelen yorumda önce, " canııım, bak, beni ihmal etmemiş..." diye bir minnet duygusuna kapılıyorum , hemen ardından da iade-i ziyarette bulunamadığımdan (ay bu nasıl bir kelimedir...yaşlanıyor muyum ne...) suçluluk duygusu hakim oluyor, ardından beni engelleyen işlerime karşı bir kızgınlık, sonra " yakında her şey düzene girecek" başlıklı bir umut... Artık bunun adına "sıyırmaya çeyrek kaldı" mı dersiniz, "yoğunluktan bunalma" mı dersiniz, ne derseniz diyin...
Bunca konuşana kadar yeni tarif yazardım belki ama o zaman bunlar içimde kalırdı, şişerdim:-)))
Affınıza sığınarak araya bir konuk aşçı daha alacağım...Ama çook lezzetli bir tarifle...Bu seferki konuğum eniştem...Buyursunlar...
Hani demiştim ya, eskiden, yakın çevremde bir yemeği çok güzel yapan biri varsa o yemeği yapma işini ona bırakır ben yeme işini üstlenirdim diye, işte hamsi tava da o yemeklerden biriydi. Anneciğim pek güzel yapardı, balığı çok severdi, hani denizden babam çıksa yerim derler ya, işte annem de onlardandı. Eee ne de olsa Rizeli, kan çekiyormuş işte… Annemi kaybettikten sonra sevgili eniştem aldı tavayı eline. Doğrusu iyi el almış annemden, resimdeki hamsi paluklari da onin eseridur. Laf aramızda sevgili eniştem Mahmut ( nam-ı diğer Mamuk) güzel yemek yapar. Hele bir mercimek çorbası var kiii, nazlanmayı bırakıp tarifini verdiğinde mutlaka yazacağım.
Neyse lafı uzatmadan hamsi tavanın yapılışına geçelim;

Hamsiler güzelce temizlenir. Zaten artık pek çok yerde temizlenmiş olarak satılıyor. Mısır ununa tuz katarak harmanlanır. Balıklar mısır ununa bulanır ve tavanın genişliğinde bir tabağa kuyrukları ortaya gelecek şekilde dairesel olarak dizilir.


Şekli bozulmadan tavaya kaydırılır. Kuyrukların ortasında kalan boşluktan 2 kaşık ayçiçek yağı dökülür. Bir yüzü kızarınca şekli bozulmadan bir tabak yardımıyla ters çevrilir, diğer yüzü kızartılır ve sıcak sıcak yenir.
Bana göre balık yerken limon sadece süsleme için kullanılmalı. Ben limonun balığın lezzetini bozduğunu düşünüyorum. Ölçü de vermedim, çünkü bu şekilde istediğiniz miktarda balık pişirilebilir.
Afiyet olsuuuun.

10 Nisan 2008 Perşembe

MİRİK KÖFTESİ

Hastalığım süresince beni merak eden, geçmiş olsun dilekleriyle moral veren herkese tekrar teşekkür ederim...İyi ki varsınız...

Bu hafta biraz daha iyiyim, en azından artık fısıltıyla değil de kısık bir sesle konuşuyorum:-)) Ama yeni bir tarif yazacak gücü bulamadım kendimde, ben de araya konuk aşçı alayım dedim (böylece eski blogumdaki tarifleri de aktarmış olacağım ;-)))
İlk konuğum halam ve bizim ayıla bayıla yediğimiz mirik köftesi...Halacığımın ellerine sağlık...

Benim baba tarafım Sivas’lıdır. Bu tarif de rahmetli babaannemin bize yaptığı, çok severek yediğimiz bir yemeğe ait. Babaannem ne zaman istesek yoğurması zahmetli olmasına rağmen bizi kırmaz ve yapardı mirik köftesini. Şimdilerde çocuklarımın da çok severek yedikleri bu yemeği sevgili halam yapıyor bize. Ne yalan söyleyeyim ben henüz yapmayı denemedim, halacığım her istediğimizde yapıyor, biz de afiyetle yiyoruz.

Eskiden, yakın çevremde bir yemeği çok güzel yapan biri varsa o yemeği yapma işini ona bırakır ben yeme işini üstlenirdim. Ama annemi kaybettikten sonra artık akıllandım, öğrenmem gerekenleri ertelemiyorum, yarının ne getireceği hiiiç belli olmuyor çünkü.
İşte bu yüzden ben de halam köfteyi yaparken baş ucuna oturdum, onun göz kararı yaptığı köfteyi ölçülendirmeye çalıştım. Bu arada köftenin adının nerden geldiğini de sordum.
Mirik köftesi Sivas’a özgü bir yemekmiş. Mirik fakir, yoksul anlamına gelirmiş, bu köfteye de, içinde et bulunmadığı için bu isim verilmiş. Doğrusu yoksul olmanın damak zevkinden de yoksun olmayı gerektirmediğine çok iyi bir kanıt bu köfte.
İşte ailecek büyük bir zevkle yediğimiz mirik köftesinin yapılışı.

Malzemeler;
½ kg ince bulgur
1 büyük soğan
yoğurt
2 kaşık salça
tereyağ
3 diş sarımsak
tuz, karabiber
dereotu
maydanoz
2 avuç un (halamı kızdırmamak için elinden alıp ölçemedim ama kıvama göre unu ayarlamak gerekiyor zaten)

Bulgur yıkanır, içine ince doğranmış maydanoz ve dereotu eklenir. Soğan rendelenir, bulgura ilave edilir ve yoğrulur. Arada az su ilave ederek yoğurmaya devam edilir. İki avuç unumuz ilave edilir, biraz daha su ilave edilip yoğurmaya devam edilir (çiğ köfte yapar gibi yoğrulur da yoğrulur) Hafif vıcık ama şekil verilebilecek kıvama gelince ister misket gibi ister biraz uzunca şekil verilir.
Köfteler mantı gibi haşlanır. Tabağa alındıktan sonra üzerine sarmısaklı yoğurt ve tereyağlı salçalı sos ile servis edilir. Afiyetle yenir.




17 Mart 2008 Pazartesi

NEŞELİ KIZARTMA

Patates kızartması çocukluğumdan beri en sevdiğim yiyecektir, hala da çok severim…Sevgili Şengül’ün beni sobelediği ve benim de cevaplamayı oldukça geciktirdiğim sorular arasında “yemeği sevdiğiniz yemek” sorusu olunca eski blogumdan buraya taşıyacağım tarifler arasından neşeli kızartmaya öncelik verdim. Her zamanki gibi yayımladığım gün olanları, düşünceleri, anıları kaybetmemek adına tarifi ilk yayımladığım haliyle veriyorum (gerçi bu sefer tarif edilecek pek bişey yok ama :-))

13/12/2007

Bugün yemek dergilerini ve yabancı yemek sitelerini incelerken öyle hoş tariflere rastladım ki, hemen mutfağa girip denemeler yapmak istedim, ama onun yerine mutfağa girip acilen akşam yemeğini hazırlamam gerekiyordu. Keyifli denemeleri gönülsüzce erteledim ve kızartma ve salçalı erişte yapmaya karar verdim.
Patatesleri soyarken hiç değilse kızartmayı sıradanlıktan kurtarayım diye tırtıklı hamur bıçağıyla kesmeye karar vermiştim ki, o da ne??? Kurabiye kalıpları çekmeceden ban göz kırpıyor… Hemen patatesleri şekle sokmaya başladım, o da kesmedi, havuçlara hücuuum, keşke daha büyük havuçlar alsaymışım, sadece lale kalıplar sığdı havuç dilimlerine…son olarak kabaklar da aldı nasibini şekil verme çılgınlığından. Çocuklar bayıldılar bu işe, hatta şimdiden yılbaşı sofrası için planlar yapmaya bile başladılar…
Kızartmalar tamaamm, yanına köftelerle, haşlanma suyundan ayırdığım birkaç kaşık suda açtığım bir yemek kaşığı domates salçası ve bir tatlı kaşığı biber salçasıyla tatlandırdığım erişteyi de ekledim miii kolay akşam yemeği hazııır.
Afiyet olsuuuun :-))



Gelelim Şengül için verdiğim sobe cevaplarına:

1)Yemeyi ve yapmayı sevdiğiniz bir yemek ?
Yukarıda da dediğim gibi en sevdiğim yemek dendiğinde aklıma çocukluğumdan beri patates kızartması gelir, pasta ve kurabiye yapmayı ve yemeği de ayrıca severim:-))

2) Evliliğiniz evlenmeden önceki beklentilerinizi karşıladı mı (Yani şimdiki aklınız olsaydı evlenir miydiniz.)?
Aslında bu fazlasıyla özel bir soru, ama ille de bir cevap vermem gerekiyorsa 14 yıllık evliyim ve de çok mutluyum

3) Seçme şansın olsaydı başka bir ülkede ya da şehirde yaşamak ister miydiniz?
Ülkemi seviyorum, yaşadığım şehri de…Şimdilik bir değişiklik yapmayı düşünmüyorum.

4) Günün en çok hangi vaktini seversiniz?
Özellikle yaz aylarında havanın sakin (hani şeker gibi derler ya) dingin olduğu akşam üzeri saatlerini severim.

Sevgili Şengül gecikme için özür dilerim.